Terapistler, birbiriyle durmadan dalaşan çiftlerin iletişim problemi yaşadıklarını düşünür ve doğal olarak da iletişimi düzenlemeye çalışırlar.
Bunun da yolu, tartışma sırasında, suçlanan tarafın işittiği sözlerden alınmaması, eşinin duygularını iyi tanımlaması, anladığını belirtecek şeyler söylemesi olarak düşünülür. Ancak....
Davranış Bilimleri Enstitüsü Uzmanları BUGÜNokurları için hazırladı. Mutlu Evliliğin Sırları yazı dizisiUzman Psikolog Emre KONUK'la devam ediyor.
Dizinin başında şöyle bir soru sormuştuk: Nasıl oluyor da insanlar uzun süreler ciddi mesailer harcayarak özenle seçtikleri eşleriyle bir zaman sonra karşılıklı olarak yaşamı birbirlerine zehir etmenin bir yolunu buluyorlar? Buna karşılık nasıl oluyor da bazı çiftler sorulduğunda, evliliklerinin tüm sorunlarına, stresine karşın mutlu olduklarını söylüyorlar?
Bu sorulara cevap verebilmek için araştırmacılar basit bir yöntem uygularlar: Yeterli sayıda iyi ve kötü giden evlilikleri alıp ne yapıyorlar diye bakarlar. Kötüler ne yapmamamızı, iyiler de ne yapmamız gerektiğini söyler bize.
Bu doğrultuda araştırma yapanların içinden ilk gün sözünü ettiğimiz John Gottman'ı seçmiştik. Özellikle neredeyse 30 yılı aşkın bir süre bu sorularla uğraştığı ve işini bilimsel yöntemlere uygun götürdüğü için.
Evlilik laboratuvarı
Gottman klinik psikolog ve işe 70'lerin başında Amerika'da, University of Washington'da başlıyor. O zamanlar geleneksel terapilerin evlilikleri toparlamaya yetmediğini görmüş. Bunun nedeni de terapistlerin, çiftlerin yaşadıkları sorunların nasıl aşılacağı ile ilgili önyargıları. Örneğin, teorik eğilimi ne olursa olsun, terapistler birbiriyle durmadan dalaşan çiftlerin bir iletişim problemi yaşadıklarını düşünürler ve doğal olarak da iletişimi düzenlemeye çalışırlar. Bunun da yolu, tartışma sırasında, suçlanan tarafın işittiği sözlerden alınmaması, eşinin duygularını iyi tanımlaması, anladığını belirtecek şeyler söylemesi olarak düşünülür.
Teknik olarak "aktif dinleme" ve "karşımızdakinin duygularının geçerliliğini belirtme" denince anlaşılan da budur. Somut olarak da sizden beklenen; sizinle ilgili görüşlerini filtreden geçirmeden, icabında belden aşağı vurarak dile getiren, bunu da sık sık yapan eşinizi sakin bir biçimde dinleyerek, "anlıyorum bana çok kızgın ve öfkelisin" demenizdir. Ama ne yazık ki, çarşı karıştığı zaman iletişim becerilerini kimse geliştirmek istemiyor.
Kavgaysa kavga öfkeyse öfke!
İşlerini iyi yürüten çiftlere baktığımızda, sorunlarını hiç de öyle "aktif dinleme" vs. kurallarına uyarak aşmadıklarını görürüz. Kavgaysa kavga, tartışma, kızgınlık, öfke hepsi vardır. Yine de "biz mutluyuz" diyebiliyorlar. Peki, fark ne? Ama önce, boşanmaya doğru giden çiftlerin neler yaptıklarına bakalım.
Kritik 4 soru
Gottman şöyle bir yöntem izliyor. Çiftler bir eve hafta sonunu geçirmek üzere geliyorlar. Banyo ve yatak odalarında olup bitenler dışında, herşey videoya alınıyor. Bazen fizyolojik ölçümler için aletler de takılıyor bedenlerine. Bu süre içinde çiftlere, beraberliklerinde daha önce gündeme gelen ve çözüm bekleyen konuları tartışmaları öneriliyor. Bu şekilde binlerce çiftin kayıtları analiz edilmiş. Bunların içinde evlilikleri kötü giden, boşanma arefesinde olanlar olduğu gibi, mutlu olduklarını söyleyen çiftler ve yeni evliler de var. Gottman'ın 30 yıldır süren çalışmalarına baktığımızda, dört soruya cevap aradığını görüyoruz:
1. Evlilikleri kötü gidenler nasıl bir döngü içine giriyorlar? Onları, sorunlarını aşmak için kullandıkları hangi stratejiler başarısız kılıyor?
2. Evlilikleri iyi gidenler, sorunlarını aşmak için hangi stratejileri uyguluyor ve başarılı oluyorlar?
3.Buradan çıkan sonuçlar ölçü alınırsa, evlenmek üzere olan çiftlerin ya da yeni evlilerin sorunları aşma yöntemlerine bakarak hangilerinin boşanacağını ya da boşanmanın kenarına geleceklerini önceden kestirmek mümkün mü?
4. Evlilikleri iyi giden çiftlerin yaptıklarına bakarak, kötü gidenler için sistematik bir yaklaşım geliştirilebilir mi?
BOŞANMAYA GÖTÜREN SÖZ VE DAVRANIŞLAR
Eşinden bir an önce kurtulmak isteyenler için altın kuralları ve taktikleri içeren bilgileri de paylaşalım. Evet, dönülmez akşamın ufkunda boşanmaya doğru belki yavaş ama emin adımlarla ilerleyenler genellikle beş ana strateji uyguluyor:
1. Tartışmalara kaba ve sert başlamak:
Tartışma daha başında iğneleme, alay, küçümseme, suçlama ile başlarsa buna "tartışmaya sert başlamak" diyoruz. Böyle başlandığında çözüme ulaşamama olasılığı yüzde 94. Dolayısı ile bir tartışmanın ilk üç dakikasına bakarak, o tartışmanın (evliliğin) nasıl biteceğini kestirmek mümkün. Konuya yabancı olanlar için, giriş mahiyetinde birkaç öneri:
"Yapma yaa..."
"Bayılıyorum bu bulunmaz Hint kumaşı hallerine"
"Anasının eteğinin altından çıkamayan bilmem neyi nasıl yapacak"
"Ona buna dalaşacağına önce bir aynaya bak"
"Ya hayatta bir şeyi de becerdiğini görelim"
"Hoşt"
2. Mahşerin Dört Atlısı:
Yukarıdaki yöntem işe yaramazsa "Mahşerin Dört Atlısı" işi bitirecektir. Tartışmalar sürerken çiftlerin durmadan suçlama, küçük görme, savunma ve içine kapanma arasında gidip geldiği görülüyor.
a.Suçlama:
Tartışmalarda şikâyet ve suçlamayı ayırmak gerekiyor. Şikâyet dediğimiz zaman; eşime ilettiğim "şunu yap" ya da "yapma" tarzında önerileri anlıyoruz: "Akşamları ben de senin kadar yorgun oluyorum. Eve geldikten sonra lütfen bana yardımcı ol". Yani şikâyet yalnızca davranışlarla ilgilidir. Bunlar kızgın bir ses tonuyla da söylenmiş olabilir. Suçlama dediğimiz zaman; karşımızdakinin kişiliğine, karakterine yönelik söylenenler anlaşılıyor. "Anlamıyorum nasıl bu kadar vurdumduymaz, bencil olabiliyorsun. Bana yardım edeceğine defalarca söz verdin".
b.Aşağılama-Hor görme:
İğneleyici, küçük düşürücü iğneleyici sözler, hor görme, aşağılama, şaka ile dokundurmalar, laf sokmalar ve bunlara eşlik eden beden dili bu kategoriye giriyor. Bu yöntem en kötüsü. Eşim durmadan onu aşağıladığımı ve küçük gördüğümü düşünüyorsa herhangi bir sorunu oturup çözmemiz mümkün olamaz. Bu stil genellikle eşler arasında yaşanan çatışmalar uzun süreler aşılmamışsa daha sık kullanılıyor.
Bu arada, birbirlerini hor gören ve aşağılayan çiftlerin enfeksiyon hastalıklarına (nezle, grip vd.) daha sık yakalandıklarını söylemeden geçmeyelim. Yani sağlığa da zararlı.
c. Savunma:
Suçlanan bir insanın kendini savunması doğaldır. Ama evlilik ilişkisinde kişinin karşı suçlamaya girmeden de olsa kendini savunması, ne yazık ki bir işe yaramıyor. Tersine, savundukça karşı taraf suçlamalarına devam ediyor. Çünkü aslında, kendimi savunduğumda karşımdakine, "problem bende değil sende"demiş oluyorum.
d. Duvarını örme:
Tartışmanın bir noktasında taraflardan biri ilişkiden çekilir, tepki vermemeğe başlar. Yani etrafına bir duvar örer. Bunu daha çok erkekler kullanıyor. Bu tarz genellikle evliliklerin daha ileri yıllarında devreye giriyor. Uzun yıllar evliliğinde suçlama, savunma, aşağılanma yaşayan kişinin bir noktada ilişkiden çıkıp duvarını örmesi doğal bir savunma yolu olarak görülebilir. Doğal olmasına doğal olabilir ama karşı tarafı ne yazık ki rahatlatmaz. Normal bir ilişkide, taraflar karşısındakini dinlediğini, anladığını belli eden işaretler verir. Duvarını ören kişi hiçbir tepki vermez. Eşinden uzaklaşırken evliliğinden de uzaklaşır.
Doğal olarak bu oyun yukarıdaki sırayla oynanmıyor. Taraflar duruma göre birini bırakıp diğerini kullanabiliyor. Kaynak: http://yasam.bugun.com.tr/evlilikler-neden-biter-haberi/202217

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder