Kadınları etkileme yolları kadınların duygularının nasıl işlediğini öğrenmekle doğrudan alakalı bir konu.
Farkındaysan kadınların nasıl düşündüğünü öğrenmek demedim.
Biz erkeklerin yaptığı en büyük hatalardan biri kadınların düşünce şeklini anlamaya çalışmaktır.
Kadınların beyinleri düşünsel değil duygusal yönden daha baskın şekilde işliyor. Günlük hayatlarında bir şeye karar verirken mantıkları yerine duygularını kullandıklarını bir çok bilimsel araştırma da görebiliriz.
Birazdan keşfetmeye başlayacağın şey kadınları etkileme konusunda kullanabileceğin en güçlü gizli stratejilerdir. Bunları erkeklerin çoğu asla öğrenemeyecek.
Kadınları Etkileme Yolları - 1. Strateji
İlgisine Hükmet...
Bir çok erkek hoşlandığı kadınla tanışmaya gittiğinde çok zayıf ve karşısındakinin onayını arayan, ona yaranmaya çalışan bir yol izliyor.
Onunla göz göze gelir gelmez, bir erkek olarak daha ilk saniyelerde onun ilgisine hükmetmeliyiz.
Bunu yapmamamız bir daha asla ilgisini çekememize ya da güçlü bir etki bırakamamıza neden olur.
Erkeklerin yaptığı büyük yanlışlardan biri "dolaylı" davranmak ve sinsi bir şekilde önce onun arkadaşı olmaya çalışmaktır.
Çekiciliği daha ilk saniyelerde yaratmadığımız takdir de bunun telafisi gerçekten çok zordur, bazen imkansızdır.
Sakin özgüvenle, doğru vücut diliyle ona yaklaşmalı ve konuşmalıyız.
Kadınlar ilgimizi çekmenin bir yolu olarak güzelliklerini kullanıyorlar, aynı şekilde bizim onların ilgisini çekmemiz içinse Espiritüel Özgüveni kullanmamız gerek.
Bu konu hakkındaki ayrıntıları Sosyal İletişim Ekitabında bulabilirsin.
Kadınları Etkileme Yolları - 2. Strateji
Aşırı Hevesli Görünme...
Kadınlar davranışlarına bakarak ne kadar "talepkar" olduğunu rahatlıkla anlayabilir.
Ezikçe davranan erkekler özgüvensizlik ve kendini yargılayıcı biri olduğunu belli eden bir "koku yayarlar". Ve bu da o kadının tiksinmesine yol açar sadece.
Şöyle düşün: Kadınlar konusunda başarılı olan erkekler, nasıl hareket ediyorlar? Kadınların yanındayken nasıl davranıyorlar?
Haklısın - çok rahat ve hiç bir sorunları yokmuş gibi davranıyorlar.
Bundan sonra ne zaman kendini bir kadının ilgisini çekmeye çalışırken ya da ona muhtaçmış gibi davranırken yakalarsan bunu anında bırak.
Kadınları Etkileme Yolları - 3. Strateji
Yardım almaktan korkma...
Biz erkeklerin bir konuda bocaladığımız zamanlar da iyi yapamadığımız şey diğer insanlardan yardım istememektir.
Şu erkek egosu gerçekten yolumuza büyük engeller koyabiliyor.
Aptalca gururumuz aramızda belki de bu konuda en iyi olacak insanların gizli stratejileri keşfetmesine engel oluyor.
Erkeklerin bir kadını nasıl etkileyeceğini içgüdüsel olarak "sadece bilmesi" gerektiği inancı gerçekten tembel insanların en büyük bahanelerinden.
Bu inanç kadınlar konusunda başarılı olmak hakkında hayatımız boyunca bocalamamıza ve kendimizi yeterli hissetmememize neden olan en zararlı inançlardan biri.
Kendine değer ver.
Kendini devamlı yenile.
Sadece bu konuda değil her konuda başarılı olmanın ilk şartı kendimizi amacımıza göre hazırlamaktır.
"ASIL ÖNEMLİ OLAN NEFES KESİCİ ÇEKİCİLİĞİN NASIL OLUŞTURULACAĞINI VE NASIL KORUNACAĞINI BİLMEKTİR. VE BU KONUNUN YAKIŞIKLILIK, ZENGİNLİK YA DA POPÜLERLİKLE NEREDEYSE HİÇ ALAKASI YOKTUR. BU KONUYU ŞANSA BIRAKMAK İSTEMİYORSAN AŞAĞIDAKİLERİ DİKKATLE OKU"
Kadınları etkileme konusu aslında bir çok risk noktasından oluşur. Tanışma, iç motivasyonunu sağlama, çekicilik oluşturma, kişisel imaj, vücut dili, ses tonu, sakin özgüven, telefonunu alma, ilk buluşma gibi daha pek çok risk noktası var. Ve bu risk noktalarının her hangi birindeki bilgi eksikliği bütün flört sürecini bir anda bitirebilecek güçtedir.
Aşkın Üç Harfi
3 Şubat 2014 Pazartesi
Erkeklerin kadınlar hakında bilmediği 10 şey
1) Erkekler, kadınların bazen diğer zamanlardan biraz daha fazla ilgi beklediklerini hissedemezler.
2) Erkekler, kadınların bazı durumlarda istediklerini çok zekice bir yolla yapabildiklerini bilmezler. Her kadının istediklerini yaptırtmak için birbirinden kurnazca numaraları vardır. Erkeklerin tahmin ettiği kadar saf bir kız yoktur.
3) Kadınlar bir takım şeyleri inanılmaz alttan alırlar. Hiçbir erkek kadının alttan aldığının farkına varamaz. Tartışmaların alt yapısında genelde bu vardır.
4) Ev işleriyle uğraşmaktan çok yorgun düştüklerinde bile erkekler, kadınların maruz kaldıkları bu Çin işkencesini görmezden gelerek azimle evin durumundan yakınırlar.
5) Kadınların kumandayı ele geçirdiklerinde neler yapabileceklerini ve bundan nasıl bir huzur duyabilceklerini bilmezler.
6) Arabayı kadınlar kullanırken erkeklerin yaptıkları eleştirileri, kadınlar aslında duymazdan gelirler. Kadınlar ehliyetlerinin cikletten çıkmadığını bilirler.
7) Erkekler, taciz edilen kadınların neler hissettiklerini asla bilemeyecekler. Gündelik hayatta kadınları taciz etmeye bir marifetmiş gibi devam edecekler. Erkekler, kadınlarla kavga ederlerken, güleryüz ve tatlı dille her şeyi halledebileceklerini bir türlü farkedemezler. Bozulan ilişkilerdeki temel sorun belki de güleryüz eksikliğidir.
9) Erkekler, futbol seyrederken kadınların neler hissettiklerini anlayamazlar. Varsa yoksa tuttuğu takımın galip gelmesidir, akıllarından geçen...
10) Bu dokuz maddenin dokuzunun da geçerli olduğu yerlerde bile, erkekler aslında haklı olduklarını savunurlarken, yinede kadınların hissettiklerini hiçbir zaman bilemeyecekler..
Kadınlar neden aldatır ?
Hep erkekler aldatır diye bilirdik. Ancak işin gerçeği öyle değil. Kadınlar da erkekler kadar aldatıyorlar eşlerini. Araştırmalar da bunu kanıtlıyor. Peki, ne uğruna aldatıyorlar?
Monoton evlilik
Büyük umutlarla, büyük beklentilerle kurulan evliliklerin büyük bir kısmı, nasıl da birkaç yıl içinde, hadi bilemediniz dokuz, on yıl içinde monotonlaşıyor, hantallaşıyor…
Heyecanını tamamen yitiren bir evlilikte sadece erkekler değil, kadınlar da aldatma eğilimi içine giriyorlar. Erkekler, aldatmayı genellikle yeni bir cinsel partner arayışından dolayı gerçekleştirirken, kadınlar aşk ve yeni bir heyecan bulduklarında eşlerini aldatmayı göze alıyorlar. Pek çok kadın evliliği ne kadar sıkıcı ve heyecansız olursa olsun, aşk olmadan bir başkasıyla cinsellik yaşamıyor.
İlgisiz eş
Kadınların bir başka aldatma nedeni olarak eşlerinden gördükleri ilgisizlikten bahsedebiliriz.
Klişe ama gerçek; kadınlar ilgi görmekten, iltifata tabi tutulmaktan, beğenildiklerini hissetmekten hoşlanıyorlar. Oysa pek çok erkek, evliliğe kadar tüm ilgisini sevgilisine verse de nikah masasında imzayı attıktan sonra, artık eşi olan kadına karşı kaybetme korkusunu yitiriyor. Ama kadın cephesinde işler farklı yürüyor. Bazı kadınlar bu durumu sineye çekip, “Kaderim buymuş” derken, bazıları ilgiyi ve sevgiyi başka erkekte aramaya başlıyor. Mesela iş yerinde o zamana kadar ilgisini çekmemiş bir erkeğin beğeni dolu bakışları daha farklı görünebiliyor kadına.
Yeni bir aşk
Belki de en önemli aldatma nedeni, aşk. Kadınlar, aşık olduklarında erkeklere oranla daha cesur davranabiliyorlar. Aşklarını ilan ederek sonuna kadar yaşamak istiyorlar. Bazı kadınlar, aşık olduklarında eşlerine haksızlık edeceklerini düşünüp bu duygularını bastırmaya çalışsalar da aşk, her zaman galip geliyor. Oysa eşlerinden ne ilgisizlik ne de sevgisizlik gibi bir şikayetleri var… İşte burada, o içinden çıkılmaz ikilem kadının beynini yiyip bitiriyor: “Eşimle bir sorunumuz yokken, birbirimizle bu kadar iyi anlaşabiliyorken nereden çıktı şimdi bu aşk?”
İntikam
Kadınlar, eşleri tarafından aldatıldıklarını anladıklarında, intikam uğruna aldatabiliyorlar. Bunun altında yatan nedenler, kendini yenilemek, kaybolan özgüvenini geri kazanmak, hala arzu edildiğini, beğenildiğini hissetmek oluyor. Tabii bu intikam, genelde eşe fark ettirilmeden yaşanan bir aldatma sürecini içeriyor. Kadınlar, erkeklere göre daha “karda yürür izini belli etmez” biçimde yaşayabiliyor ikinci ilişkilerini.
Monoton evlilik
Büyük umutlarla, büyük beklentilerle kurulan evliliklerin büyük bir kısmı, nasıl da birkaç yıl içinde, hadi bilemediniz dokuz, on yıl içinde monotonlaşıyor, hantallaşıyor…
Heyecanını tamamen yitiren bir evlilikte sadece erkekler değil, kadınlar da aldatma eğilimi içine giriyorlar. Erkekler, aldatmayı genellikle yeni bir cinsel partner arayışından dolayı gerçekleştirirken, kadınlar aşk ve yeni bir heyecan bulduklarında eşlerini aldatmayı göze alıyorlar. Pek çok kadın evliliği ne kadar sıkıcı ve heyecansız olursa olsun, aşk olmadan bir başkasıyla cinsellik yaşamıyor.
İlgisiz eş
Kadınların bir başka aldatma nedeni olarak eşlerinden gördükleri ilgisizlikten bahsedebiliriz.
Klişe ama gerçek; kadınlar ilgi görmekten, iltifata tabi tutulmaktan, beğenildiklerini hissetmekten hoşlanıyorlar. Oysa pek çok erkek, evliliğe kadar tüm ilgisini sevgilisine verse de nikah masasında imzayı attıktan sonra, artık eşi olan kadına karşı kaybetme korkusunu yitiriyor. Ama kadın cephesinde işler farklı yürüyor. Bazı kadınlar bu durumu sineye çekip, “Kaderim buymuş” derken, bazıları ilgiyi ve sevgiyi başka erkekte aramaya başlıyor. Mesela iş yerinde o zamana kadar ilgisini çekmemiş bir erkeğin beğeni dolu bakışları daha farklı görünebiliyor kadına.
Yeni bir aşk
Belki de en önemli aldatma nedeni, aşk. Kadınlar, aşık olduklarında erkeklere oranla daha cesur davranabiliyorlar. Aşklarını ilan ederek sonuna kadar yaşamak istiyorlar. Bazı kadınlar, aşık olduklarında eşlerine haksızlık edeceklerini düşünüp bu duygularını bastırmaya çalışsalar da aşk, her zaman galip geliyor. Oysa eşlerinden ne ilgisizlik ne de sevgisizlik gibi bir şikayetleri var… İşte burada, o içinden çıkılmaz ikilem kadının beynini yiyip bitiriyor: “Eşimle bir sorunumuz yokken, birbirimizle bu kadar iyi anlaşabiliyorken nereden çıktı şimdi bu aşk?”
İntikam
Kadınlar, eşleri tarafından aldatıldıklarını anladıklarında, intikam uğruna aldatabiliyorlar. Bunun altında yatan nedenler, kendini yenilemek, kaybolan özgüvenini geri kazanmak, hala arzu edildiğini, beğenildiğini hissetmek oluyor. Tabii bu intikam, genelde eşe fark ettirilmeden yaşanan bir aldatma sürecini içeriyor. Kadınlar, erkeklere göre daha “karda yürür izini belli etmez” biçimde yaşayabiliyor ikinci ilişkilerini.
2 Şubat 2014 Pazar
Erkekler ne ister ? (kendi ağızlarından)
İşte erkeklerin ağzından ne istedikleri:
• Mum ışığı eşliğinde yenilen romantik akşam yemekleri sizin için! Bu tarz sürprizlerinizden hoşlanmıyor değiliz ve eşlik ediyoruz, ancak bizler birlikte yemek hazırlamaktan ya da ocak başı gibi daha rahat edebildiğimiz, kanıksadığımız lezzetleri tadabileceğimiz mekanlardan daha büyük keyif alıyoruz. Buna fasıl gecelerini ya da özel temalı eğlenceli geceleri de ekleyebiliriz.
• Erkeklerin bir araya geldiklerinde sadece seksten ve spordan bahsettikleri artık bir şehir efsanesi halini aldı... Oysa doğru değil! Bir araya geldiğimizde sizlerden hiçbir farkımız yok. Konuştuğumuz konularsa iş, kazanç, teknoloji, gelecek planlarımız, şaşıracaksınız belki ama izlediğimiz film ve diziler, arkadaşlarımızın nerede ve ne yaptıklarıyla sınırlı.
• Arabayla, motosikletle, otobüsle ya da uçakla... Ulaşım tarzının hiçbir önemi yok! Bizler seyahat programına hakim olmayı severiz. Kabul edin, sütün aksiliklerimize rağmen tatilde keyifliyizdir. İnisiyatifi bize bırakın...
• Evimizde kaldığınızda gömleğimizi ya da tişörtümüzü giymeniz çok hoşumuza gider ama sizi bütün gün onunla görmek bize hiç ama hiç seksi gelmez!
• Önemli soruları keyifli anlarımızda sormanızda fayda var! Maçtan önce, içkiliyken ya da yatmadan önce değil!
• Kabul edin! Mutlaka erkek erkeğe geçireceğimiz zamanlar da olmalı. Halı saha maçları, lig karşılaşmaları, kulüp toplantıları, turnuvalar, araba bakımı yaptırmak gibi... Tüm bunlara iştirak etmek için erkek dünyasına yakın durmanız ve surat asmamanız gerekiyor. Tercih sizin!
• Hasta olduğumuzda kadınlardan daha çok acı çekiyor ve daha fazla ilgiye muhtaç oluyoruz. Bu tıbbi olarak da kanıtlanmış bir olgu. Bu nedenle hastalandığımızda bize şefkat gösterin lütfen!
• Birkaç işi aynı anda yapacak kadar pratik olamayabiliriz. Bu nedenle en sevdiğimiz futbol programını izlerken bizimle konuşmanız dahi rahatsız edici olabilir. Ve sırası gelmişken! Tuttuğumuz takım yenildiğinde birkaç gün surat asabilir ve kendimize gelemeyebiliriz. Bu konuda asla yorum yapmayın!
• Sabah seksi çok hoşumuza gidiyor. Güne daha zinde başlamış oluyoruz.
• Ereksiyon olamayan bir erkeğe söylenmemesi gereken sözler var! 'Endişelenme, hiç önemli değil. Herkesin başına gelebilir', 'Büyük ihtimalle stresli ve yorgunsun' ya da 'Sana sanmak bile bana yeter' gibi... Bu bizler için fiziksel olduğu kadar bir kişilik sorunudur.
• Bizi en çok heyecanlandıran sizi heyecanlandırmaktır!
• Annemizi arayıp sormamız, ona sizin de saygı duymanızı beklememiz, fikirlerini almamız, sizi ikinci planda tuttuğumuzu düşündürtmesin. Her erkek annesine saygı duyar ama eşiyle var olduğunu bilir! Bizler; bizi seven kadının annemizi de seveceğine inanmak isteriz o kadar.
• Alışveriş söz konusu olduğu zaman, sabrımız maksimum 40 dakika sürer. Fazlası işkenceye dönüşür.
• Çoğu erkek oral seks yapmaktan hoşlanır. Kokunun hiç ama hiç önemi yok. Rahat olun!
• Daha zayıf olmanız konusunda takıntılı olan bizler değil, aslında sizlersiniz! Zayıf kadınlardan hoşlanan erkekler olsa da büyük çoğunluğu balıketi ve canlı kadınlardan hoşlanır.
• ‘Erkeklerin görsel bir zekası vardır' inancı büyük bir önyargı. Görselliğe önem iliğimiz doğru, ancak bu ayaklarımızı tamamıyla yerden kesiyor da değil! Belki inanmayacaksınız ama mankenler birçok eğe çekici gelmez. Sadece birer renktirler o kadar...
• 'Erkekler sorun getiren kadınlardan hoşlanmazlar' genellemesini şöyle değiştirmekte fayda var; 'Erkekler sorun 'atan kadınlardan hoşlanmazlar!' Aradaki farka ya da o ince çizgiye lütfen dikkat edin. Tam tersi bizler, sorunlarınıza çözüm üretmekten keyif alırız. Çünkü bu kendimizi işe yarıyor hissetmemize neden olur. Tabii ki ortada gerçekten mantıklı ve geçerli bir sorun varsa!
• 'Ne düşünüyorsun?', 'Ne oldu?' ya da ‘Neden aramadın?' gibi sorular mümkünse sadece acil durumlarda sorulsun! İşin gerçeği; bu tarz sorgulamalar bizim için bir kabustur.
• Emin olun her an seks yapmayı düşünmüyoruz! çoğu zaman bu dilimizde olan, öyle olduğunun farz edilmesinden fazlasıyla hoşnut olduğumuz bir kavram. Aslına bakarsanız bizi sekse karşı zaafımızı kullanarak elinde tutmaya çalışan kadınlara da saygı duymuyoruz. Onlarla sadece iyi zaman geçiriyoruz o kadar. İster inanın ister inanmayın, bazen sıcak bir kucaklama ya da öpücüğe seks kadar ihtiyacımız olur. Biz duygusal ihtiyaçlarını dile getiremeyecek kadar gururluyuz o kadar.
• Eski sevgililerimizi birçoğumuz anımsamayız bile. Önemli olan devam eden ya da gelecekteki olası ilişkilerimizdir. Eski aşklarımızı gündeme getiren ve tekrar hatırlamamıza neden olan aslında sizlerseniz. Bu da gayet tehlikeli! İşi inada bindirebiliriz...
• Erkeğin kalbine giden yol mideden geçtiği kadar bizi güldürebilmekten de geçer. Birçoğumuz çocuk ruhlu olduğumuzu kabul ederiz... Siz de bunu artık kabul etseniz çok iyi olur!
• İlişkilerimizin ciddileşmesi ya da evlilik kararı almamız; aslında nasıl bir anne olacağınızı zihnimizde şekillendirmemizle gerçekleşir. Birçoğumuz da iyi ya da kötü kendi annemizi rol model olarak alırız.

Kızlar neden hoşlanır ?
1-Boyu en ideal 1.75 olacak öyle yolda yürürken ne dev gibi durmalı ne de ufacık..
2-renkli gözlü olmalı. ama çok açık renk değil. bakışı daha önemli. çakmak çakmak bakarken yumuşayıp eritebilmeli
3-hafif bi top sakal yada kirli sakal olmalı. Tüysüz kesinlikle olmamalı. Temiz ve kısa traş tercih sebebidir.
4-Eller bakımlı temiz olmalı. Ne büyük nede tombul olmamalı. Kolları sert ve adeleli, koluna girince hatuna gücünü hissettirmeli
5-kesinlikle ama kesinlikle vücut çalışmış OLMAMALI! pek çok kız siz erkeklerin sandığının aksine şiş vücut sevmez. sakin mütevazi ama sert ve sarkmayan bir vücut gibisi yoktur.
6- atletik olmasada hantal olmayacak.
7-sarışın kumral olabilir ama kesinlikle koyu esmer olmamalı. Dişler beyaz ve temiz olmalı, tercihen sigara içmeyecek.
8-Güzel kokacak. sık sık duş alacak. kendine özgü kaliteli bir parfümü olacak öyleki hatun kısmı nerde o kokuyu alsa erkeğini hatırlayacak.
9- kulağındaküpe olabilir. olmasada önemli olmaz
10-eğitimli. en az 4 yıllık adam gibi bir lisans eğitimi olmalı. Öyle uluslar arası ilişkiler olmasada su ürünleride olmamalı.
11-biz kızlar arabaya paraya bayılırız sanırsınız. alakası yok desem. adam gelecek vadetsin. eğitimli olsun, hırslı çalışkan olsun yeter. o hayatını kazanır zaten. kaliteli hatun kaliteli adam bulunca sabreder destek olur..
12-iyi modern görüşlü ailesi olsun. Bİ KAHVE İÇMEYE BİZE GELEBİLSİN. Annemle tanışssın. Kal gelmesin!
13_arkadaşlarımı sevsin.
14-kendi arkadaşlarıyla tanıştırsın.
15-çocukları sevsin.. Bu çok önemli. Şevkatli erkek çocuk yanında belli olur.
16-KARAKTERLİ OLSUN. KENDİNİ KULLANDIRMASIN. GİRDİĞİ ORTAMDA ADAM SAYILSIN.
17_sert olsun kuralları olsun. tamam göbeği açık vs falan giydirmesin ama herşeyin orta yolunu da bulabilsin. İkna edici olsun. Tatlı tatlı dediğini yaptırsın.
18-hatununu deli gibi sevsin. BAŞKASINDA GÖZÜ OLMASIN. sevdiğini ara sıra belli etsin
119-hatunun sağlığıyla ilgilensin.
20-kıskanç olsun
21-adam olsun. kızdımı vursun masaya yumruğunu. ama hatalıysa da özür dilemeyi bilsin
22-kesinlikle çiçek göndermeyi ve hediye almayı unutmasın (yılda iki çiçek bi böcek sizi öldürmez dimi beyler?)
23-önemli günleri unutmasın.
24-saçımızı kestirip boyatınca dalga geçmesin iltifat etsin.
25-eski kız arkadaşlarıyla kesinlikle görüşmesin.
26-müzik konser kitap fuarı nedir bilsin yeri gelince evde mısır patlatıp maç dvd izleriz ama bazen de gece çıkıp hafif çakırkeyif olmayıda bilsin
27_asosyal olmasın
28-delikanlı olsun. sevmiyosa uzatmasın. eğlence peşindeyse hatunun canını yakmasın. günahını almasın..
2-renkli gözlü olmalı. ama çok açık renk değil. bakışı daha önemli. çakmak çakmak bakarken yumuşayıp eritebilmeli
3-hafif bi top sakal yada kirli sakal olmalı. Tüysüz kesinlikle olmamalı. Temiz ve kısa traş tercih sebebidir.
4-Eller bakımlı temiz olmalı. Ne büyük nede tombul olmamalı. Kolları sert ve adeleli, koluna girince hatuna gücünü hissettirmeli
5-kesinlikle ama kesinlikle vücut çalışmış OLMAMALI! pek çok kız siz erkeklerin sandığının aksine şiş vücut sevmez. sakin mütevazi ama sert ve sarkmayan bir vücut gibisi yoktur.
6- atletik olmasada hantal olmayacak.
7-sarışın kumral olabilir ama kesinlikle koyu esmer olmamalı. Dişler beyaz ve temiz olmalı, tercihen sigara içmeyecek.
8-Güzel kokacak. sık sık duş alacak. kendine özgü kaliteli bir parfümü olacak öyleki hatun kısmı nerde o kokuyu alsa erkeğini hatırlayacak.
9- kulağındaküpe olabilir. olmasada önemli olmaz
10-eğitimli. en az 4 yıllık adam gibi bir lisans eğitimi olmalı. Öyle uluslar arası ilişkiler olmasada su ürünleride olmamalı.
11-biz kızlar arabaya paraya bayılırız sanırsınız. alakası yok desem. adam gelecek vadetsin. eğitimli olsun, hırslı çalışkan olsun yeter. o hayatını kazanır zaten. kaliteli hatun kaliteli adam bulunca sabreder destek olur..
12-iyi modern görüşlü ailesi olsun. Bİ KAHVE İÇMEYE BİZE GELEBİLSİN. Annemle tanışssın. Kal gelmesin!
13_arkadaşlarımı sevsin.
14-kendi arkadaşlarıyla tanıştırsın.
15-çocukları sevsin.. Bu çok önemli. Şevkatli erkek çocuk yanında belli olur.
16-KARAKTERLİ OLSUN. KENDİNİ KULLANDIRMASIN. GİRDİĞİ ORTAMDA ADAM SAYILSIN.
17_sert olsun kuralları olsun. tamam göbeği açık vs falan giydirmesin ama herşeyin orta yolunu da bulabilsin. İkna edici olsun. Tatlı tatlı dediğini yaptırsın.
18-hatununu deli gibi sevsin. BAŞKASINDA GÖZÜ OLMASIN. sevdiğini ara sıra belli etsin
119-hatunun sağlığıyla ilgilensin.
20-kıskanç olsun
21-adam olsun. kızdımı vursun masaya yumruğunu. ama hatalıysa da özür dilemeyi bilsin
22-kesinlikle çiçek göndermeyi ve hediye almayı unutmasın (yılda iki çiçek bi böcek sizi öldürmez dimi beyler?)
23-önemli günleri unutmasın.
24-saçımızı kestirip boyatınca dalga geçmesin iltifat etsin.
25-eski kız arkadaşlarıyla kesinlikle görüşmesin.
26-müzik konser kitap fuarı nedir bilsin yeri gelince evde mısır patlatıp maç dvd izleriz ama bazen de gece çıkıp hafif çakırkeyif olmayıda bilsin
27_asosyal olmasın
28-delikanlı olsun. sevmiyosa uzatmasın. eğlence peşindeyse hatunun canını yakmasın. günahını almasın..
Neden boşanılır ?
Terapistler, birbiriyle durmadan dalaşan çiftlerin iletişim problemi yaşadıklarını düşünür ve doğal olarak da iletişimi düzenlemeye çalışırlar.
Bunun da yolu, tartışma sırasında, suçlanan tarafın işittiği sözlerden alınmaması, eşinin duygularını iyi tanımlaması, anladığını belirtecek şeyler söylemesi olarak düşünülür. Ancak....
Davranış Bilimleri Enstitüsü Uzmanları BUGÜNokurları için hazırladı. Mutlu Evliliğin Sırları yazı dizisiUzman Psikolog Emre KONUK'la devam ediyor.
Dizinin başında şöyle bir soru sormuştuk: Nasıl oluyor da insanlar uzun süreler ciddi mesailer harcayarak özenle seçtikleri eşleriyle bir zaman sonra karşılıklı olarak yaşamı birbirlerine zehir etmenin bir yolunu buluyorlar? Buna karşılık nasıl oluyor da bazı çiftler sorulduğunda, evliliklerinin tüm sorunlarına, stresine karşın mutlu olduklarını söylüyorlar?
Bu sorulara cevap verebilmek için araştırmacılar basit bir yöntem uygularlar: Yeterli sayıda iyi ve kötü giden evlilikleri alıp ne yapıyorlar diye bakarlar. Kötüler ne yapmamamızı, iyiler de ne yapmamız gerektiğini söyler bize.
Bu doğrultuda araştırma yapanların içinden ilk gün sözünü ettiğimiz John Gottman'ı seçmiştik. Özellikle neredeyse 30 yılı aşkın bir süre bu sorularla uğraştığı ve işini bilimsel yöntemlere uygun götürdüğü için.
Evlilik laboratuvarı
Gottman klinik psikolog ve işe 70'lerin başında Amerika'da, University of Washington'da başlıyor. O zamanlar geleneksel terapilerin evlilikleri toparlamaya yetmediğini görmüş. Bunun nedeni de terapistlerin, çiftlerin yaşadıkları sorunların nasıl aşılacağı ile ilgili önyargıları. Örneğin, teorik eğilimi ne olursa olsun, terapistler birbiriyle durmadan dalaşan çiftlerin bir iletişim problemi yaşadıklarını düşünürler ve doğal olarak da iletişimi düzenlemeye çalışırlar. Bunun da yolu, tartışma sırasında, suçlanan tarafın işittiği sözlerden alınmaması, eşinin duygularını iyi tanımlaması, anladığını belirtecek şeyler söylemesi olarak düşünülür.
Teknik olarak "aktif dinleme" ve "karşımızdakinin duygularının geçerliliğini belirtme" denince anlaşılan da budur. Somut olarak da sizden beklenen; sizinle ilgili görüşlerini filtreden geçirmeden, icabında belden aşağı vurarak dile getiren, bunu da sık sık yapan eşinizi sakin bir biçimde dinleyerek, "anlıyorum bana çok kızgın ve öfkelisin" demenizdir. Ama ne yazık ki, çarşı karıştığı zaman iletişim becerilerini kimse geliştirmek istemiyor.
Kavgaysa kavga öfkeyse öfke!
İşlerini iyi yürüten çiftlere baktığımızda, sorunlarını hiç de öyle "aktif dinleme" vs. kurallarına uyarak aşmadıklarını görürüz. Kavgaysa kavga, tartışma, kızgınlık, öfke hepsi vardır. Yine de "biz mutluyuz" diyebiliyorlar. Peki, fark ne? Ama önce, boşanmaya doğru giden çiftlerin neler yaptıklarına bakalım.
Kritik 4 soru
Gottman şöyle bir yöntem izliyor. Çiftler bir eve hafta sonunu geçirmek üzere geliyorlar. Banyo ve yatak odalarında olup bitenler dışında, herşey videoya alınıyor. Bazen fizyolojik ölçümler için aletler de takılıyor bedenlerine. Bu süre içinde çiftlere, beraberliklerinde daha önce gündeme gelen ve çözüm bekleyen konuları tartışmaları öneriliyor. Bu şekilde binlerce çiftin kayıtları analiz edilmiş. Bunların içinde evlilikleri kötü giden, boşanma arefesinde olanlar olduğu gibi, mutlu olduklarını söyleyen çiftler ve yeni evliler de var. Gottman'ın 30 yıldır süren çalışmalarına baktığımızda, dört soruya cevap aradığını görüyoruz:
1. Evlilikleri kötü gidenler nasıl bir döngü içine giriyorlar? Onları, sorunlarını aşmak için kullandıkları hangi stratejiler başarısız kılıyor?
2. Evlilikleri iyi gidenler, sorunlarını aşmak için hangi stratejileri uyguluyor ve başarılı oluyorlar?
3.Buradan çıkan sonuçlar ölçü alınırsa, evlenmek üzere olan çiftlerin ya da yeni evlilerin sorunları aşma yöntemlerine bakarak hangilerinin boşanacağını ya da boşanmanın kenarına geleceklerini önceden kestirmek mümkün mü?
4. Evlilikleri iyi giden çiftlerin yaptıklarına bakarak, kötü gidenler için sistematik bir yaklaşım geliştirilebilir mi?
BOŞANMAYA GÖTÜREN SÖZ VE DAVRANIŞLAR
Eşinden bir an önce kurtulmak isteyenler için altın kuralları ve taktikleri içeren bilgileri de paylaşalım. Evet, dönülmez akşamın ufkunda boşanmaya doğru belki yavaş ama emin adımlarla ilerleyenler genellikle beş ana strateji uyguluyor:
1. Tartışmalara kaba ve sert başlamak:
Tartışma daha başında iğneleme, alay, küçümseme, suçlama ile başlarsa buna "tartışmaya sert başlamak" diyoruz. Böyle başlandığında çözüme ulaşamama olasılığı yüzde 94. Dolayısı ile bir tartışmanın ilk üç dakikasına bakarak, o tartışmanın (evliliğin) nasıl biteceğini kestirmek mümkün. Konuya yabancı olanlar için, giriş mahiyetinde birkaç öneri:
"Yapma yaa..."
"Bayılıyorum bu bulunmaz Hint kumaşı hallerine"
"Anasının eteğinin altından çıkamayan bilmem neyi nasıl yapacak"
"Ona buna dalaşacağına önce bir aynaya bak"
"Ya hayatta bir şeyi de becerdiğini görelim"
"Hoşt"
2. Mahşerin Dört Atlısı:
Yukarıdaki yöntem işe yaramazsa "Mahşerin Dört Atlısı" işi bitirecektir. Tartışmalar sürerken çiftlerin durmadan suçlama, küçük görme, savunma ve içine kapanma arasında gidip geldiği görülüyor.
a.Suçlama:
Tartışmalarda şikâyet ve suçlamayı ayırmak gerekiyor. Şikâyet dediğimiz zaman; eşime ilettiğim "şunu yap" ya da "yapma" tarzında önerileri anlıyoruz: "Akşamları ben de senin kadar yorgun oluyorum. Eve geldikten sonra lütfen bana yardımcı ol". Yani şikâyet yalnızca davranışlarla ilgilidir. Bunlar kızgın bir ses tonuyla da söylenmiş olabilir. Suçlama dediğimiz zaman; karşımızdakinin kişiliğine, karakterine yönelik söylenenler anlaşılıyor. "Anlamıyorum nasıl bu kadar vurdumduymaz, bencil olabiliyorsun. Bana yardım edeceğine defalarca söz verdin".
b.Aşağılama-Hor görme:
İğneleyici, küçük düşürücü iğneleyici sözler, hor görme, aşağılama, şaka ile dokundurmalar, laf sokmalar ve bunlara eşlik eden beden dili bu kategoriye giriyor. Bu yöntem en kötüsü. Eşim durmadan onu aşağıladığımı ve küçük gördüğümü düşünüyorsa herhangi bir sorunu oturup çözmemiz mümkün olamaz. Bu stil genellikle eşler arasında yaşanan çatışmalar uzun süreler aşılmamışsa daha sık kullanılıyor.
Bu arada, birbirlerini hor gören ve aşağılayan çiftlerin enfeksiyon hastalıklarına (nezle, grip vd.) daha sık yakalandıklarını söylemeden geçmeyelim. Yani sağlığa da zararlı.
c. Savunma:
Suçlanan bir insanın kendini savunması doğaldır. Ama evlilik ilişkisinde kişinin karşı suçlamaya girmeden de olsa kendini savunması, ne yazık ki bir işe yaramıyor. Tersine, savundukça karşı taraf suçlamalarına devam ediyor. Çünkü aslında, kendimi savunduğumda karşımdakine, "problem bende değil sende"demiş oluyorum.
d. Duvarını örme:
Tartışmanın bir noktasında taraflardan biri ilişkiden çekilir, tepki vermemeğe başlar. Yani etrafına bir duvar örer. Bunu daha çok erkekler kullanıyor. Bu tarz genellikle evliliklerin daha ileri yıllarında devreye giriyor. Uzun yıllar evliliğinde suçlama, savunma, aşağılanma yaşayan kişinin bir noktada ilişkiden çıkıp duvarını örmesi doğal bir savunma yolu olarak görülebilir. Doğal olmasına doğal olabilir ama karşı tarafı ne yazık ki rahatlatmaz. Normal bir ilişkide, taraflar karşısındakini dinlediğini, anladığını belli eden işaretler verir. Duvarını ören kişi hiçbir tepki vermez. Eşinden uzaklaşırken evliliğinden de uzaklaşır.
Doğal olarak bu oyun yukarıdaki sırayla oynanmıyor. Taraflar duruma göre birini bırakıp diğerini kullanabiliyor. Kaynak: http://yasam.bugun.com.tr/evlilikler-neden-biter-haberi/202217

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)